hayal kurmadan yaşamanın ne kadar tatsız olabileceğini inanın hiç imgeleyip de düşünmedim bile.yatağa yarım saat önceden girişimin yada kısa bile olsa şehir içi seyahatlerimde kulağımdaki ezgiyle gözlerimi kapatışımın tek nedeni hayallerimdir.hayallerde yaşayacak kadar ayaklarım yerden kesilmiş değilse de hayallerimde özgürlüğü yaşadığımı söyleyebilirim.
hayallerimi özgür bırakmayı öğrenmek benim için oldukça zor oldu sanırım; bunca yıllık hayal seyahatlerimin hepsini sınırlandırılmış bir alanda gerçekleştirdiğimi fark edene dek ...sadece gerçeğin bir beta kopyasını imgelediğimi fark ettiğimde hayallerimi de özgür kılmayı öğrendim.
insan beyni çok komplike ve mucizevi bir düzeneğe sahip.bir gün yine böyle sığ hayallerimdeyken beynimin yaptığı kendime göre ulaşılması güç hatta uçuk eklentileri eliyordum hayallerimden.çünkü onlar gerçek hayatta elde edemeyeceğim kadar uzak,pahalı,imkansızdılar.ve bu eklentiler yıllar boyu beynimin derinliklerine geri gönderilmişti.hatta kendime bu kadar uçuk hayaller kurup gerçekleşmesi daha olası hayallerimi imkansızlaştırdığım için kızıyordum bile.sonra fark ettim ki zaten burada bir gerçeklikten söz edemeyiz.öyleyse neden hayallerim de gerçekliğin sınırlılığına inat sürreal olmasın.ve neticede ben şunu buldum onca yıl ulaşılmaz olarak gördüğüm tüm eklentileri aslında ulaşılmaz değil kendime layık görmemiştim...
ve diyebilirim ki insan hayallerinde özgürlüğü tadabildiği ölçüde gerçekliğin zorluklarına takılmaz.insan hayallerin de dahi olsa kendine layık gördüklerini ancak gerçekleştirebilir yada hayallerin ne kadar yüksekse yaşamda elde etmek istediklerin o kadar yüksek olur.hepsi bir yana tamamen özgür bir hayal alemi inanın ki çok zevkli olur:)
neticede bu yazıyı yazmamın sebebi hayatın rahatlamaya ihtiyacı var blogumdaki ütopik yaklaşımıma haklı eleştirilerden ileri geldi.çünkü ben pozitif bir ütopya ortaya koymuştum ve insanları da bir ucundan tutabilecekleri yönünde teşvik etmiştim.fakat pozitif ütopyalar insanlarda nedense bir kendine layık görememe hissi yaratır ki benim 2 paragraflık blogum bile biraz bunu yarattı gibi geldi bana.tekrar söylüyorum bütün devrik cümlelerimle insanlık bunca yıl boyunca negatif bir çok ütopyayı gerçekleştimeyi başaracak güce sahipti ki bizler şu anda bir negatif (korkutucu) ütopyada yaşıyoruz aslında.öyleyse bizlere(insanlığa) pozitif olanı gerçekleştiremeyeceğimizi söyleyen nedir?
sevgiler ve hayallerle....:)
insan hayallerinde sınır tanımamalı..
hayaller gerçekleşemez diye bir şey de yoktur aslında..
’iste dünya senin olsun’ felsefesi..
insan büyüdükçe hayalleri küçülür mü ? <bkz: babam ve oğlum >
toplum olarak hemen hemen her olayda (istisnalar tabii ki var) pesimist yaklaşımı benimsiyor gibiyiz. hepimiz de iyi biliyoruz ki (birey bazında davranışlar da dahil olmak üzere) hep kaçan trenin son vagonuna yetişmeye çalışmak gibi, yumurta deliğe dayandığında can havliyle içinden çıkmaya uğraşmak gibi kalıtımsal bir problemimiz var. bazan boşa giden bu son dakika çırpınışları "bizden bi .ok olmaz abi" sözüyle yenilerine çanak tutacak şekilde raflardaki yerini alıyor.
belki de herşeyin nedeni kendi hayallerimizin peşinden koşmak yerine başkalarının hayal etmemizi istediği şeyleri hayal etmeye çalışmamızdır.
"hayallerimi özgür bırakmayı öğrenmek benim için oldukça zor oldu sanırım; bunca yıllık hayal seyahatlerimin hepsini sınırlandırılmış bir alanda gerçekleştirdiğimi fark edene dek ...sadece gerçeğin bir beta kopyasını imgelediğimi fark ettiğimde hayallerimi de özgür kılmayı öğrendim." -- bi nevi matrix :))