kısa boylu genelde pek konuşmayan ama konuşmayı olabildiğinçe seven ve kendini bir hiç kadar hiç görebilen biridir. bu huyunu sevmez çünkü bu yüzden uzak durmuşdur lise aşkından,sadece gönlünün uçsu bucaksız yaylalarına haykıra bilmiş bunlar da öyle karadeniz, uzun göl yayları gibi değilerdir. hep dışarda sempatik takılıp, içeriyi ağlatmakdan kan bağlamış yaylalardır, kan rengi çimenler, kan rengi elmalar, kan portakallar.
ulan ne vardı diyor şimdi altı-üstü lise aşkı, ne var, ne olmuş yani?
sen ezik misin? mal mısın? niye konuşamıyorsun kızla, neden? çünkü bu adam bildiğin antika, kızın yanina gidince eli ayağı dolaşıyor, dili tutuluyor. bir süre sonra kızı geçiyor artık kendinden utanıyor, kendine karşı mahçup oluyor. tırıvırıymış bunca ilkokuldan liseye kadar sahnelere çıkmalar tiyatro müsamereleri , tek kişilik dans gösterileri herkesin yapamadığını, yapdığını sanmanı sağlıyan şeyler hepsi hikayeymiş-iş değilmiş oğlum bunlar ya da sen adam değilmişsin... kızın yanına diyorsunda, kaç kere vardın yanına hmm? altı senede bir kere elini sıkdın merahaba dedin oda sokakda topluca karşılaşılan bir tevafuk nedeniyle, hiç umulmadık bir yerde, umulmayacak insanlarla, lise bittikden sonra!
bilseydi cezasının böyle olucağını ilaki üç senede bir şekilde konuşurdu, bizim oğlan. kız konusunda yeteneksiz desen değil, mal desen belki? ama farkında sevdiği kızda mal -şimdi yiğidi öldür hakkını yeme- ama neden konuşamaz kendisi de anlamamakda. bunda önceki bankacı sevgilisi kendinden 6 yaş büyük, ondan önceki bilmem ne kadar zengindi ve ondan önceki ve ondan da önceki... liste uzun bizim çocuk kazanova değil ama elinden olmadan gelir hatunlar o ne yapsın, mazlum! bu listeye, bu yaşanmışlıklarına bir değer biçmemekd bazen kendisinden korkmakda, kendi kendini henüz keşfedememiş olduğunu düşünmekde. bilseydi lisede böyle olucağını, hiç cesaretlenemeyeceğini yapardı bir şeyler elbetde, belkim çalardı üç beş iç çamaşırı beden derslerinde-yıllar sonra koklamak üzeri, olmadı çekerdi iki üç fotoğraf yıllar sonra bakmak- photoshop mucizesiyle omuz omuza olmak üzeri, sağa sola yapışdırmak üzeri ama nerden bilsin münecim değil ya bu hırbo!
yılları geçirdi, yıllar ona geçirdi, malum zaman sonsuzdur bundan dolayı canı çok acıdı.
ama acıyı tatdıkca serbest kaldı fikri, ruuhu ayrıldı bedeninde artık çekinmeyecekdi böyle şeylerden. ilk olarak kızn mal olduğunu kabullendi, insanları kendinden üstün görmeyi bırakdı, sesizliklere aşık olmakdan vazgeçdi. kalbindeki arşivlenmiş yaraları boşalttı, rapunzele değil saçlarına aşık olduğunu fark etti. 6 sene dedi ve sonunda belki açılırım diye plan yapdı. bir öğle vaktiydi, lise zamanın en popüler hocalarını bahane ederek onun bulaşabilmek için uygun bir atmosfer yakalayacak ve belki orda ona açılacakdı. av tamamdı, mekanda işe başlamaya bakardı dur du düşündü olur bu iş dedi. ve ardından iş güç, okul geldi, ve sonra, ve daha sonra, ve biraz daha iş güç derken. kızı ataköy yunus emre kültür merkezinden, onun da lisede oynadığı oyunun gösteriminde, kıvırcık bir oğlanla görmüşler, çocuk kızın gözüne kaçan bir şeyi çıkarıyormuş.. arkadaşları iyi geyik yapdılar ama yemedi azmetii, sabretti "o zaten maldı" diyip sallamadı kafasını kullandı ve bunu düşünürken plastion2 pes 2009’da kendini geliştirdi. malum eskinde futbol ciddiye almadığı için biraz yeteneksizdi futbolla kaşı ama şimdi karşısındaki iki profesyoneli tek yeniyor. ikiye tekde süper!
çocuğun kızın sevgilisi olduğunu bu gün öğrendi, bu gün kesinleşdi! kaybeden oldu hiçde zoruna gitmedi! biraz gitdi, zira konuşsa ne olacakdı, bunu çok merak etmekde! dediğimiz gibi durumuda kabullenmekde çünkü kıza aşık olduğu süreçe ebeyce kızla çıkdı, ebeyce sevgilisi oldu. hakkı değildi elbetde bu kadar temiz bir kız, hakkı olmamalıydıda. onun neyine gerek böyle bir kız! haddini aşardı, onun sevgilisi bu kadarda kahpelikden uzak olmamlıydı! memelerini daha kimsenin sıkmadığı, elin oğlunun kini gülerek dişlerene ddaha deydirmemiş, belki bir kerecik vapura binip çay içince sevinecek bir kızdı o. neyse sonuçda mal maldır. ne adam akılı şarkı dinler bu kız nede adam akılı kitap okur.
şimdi bunlarla avuutuyor kendini, kimi acıları tadarak başkalarını anlıyorken. eee artık farkediyor yavaş yavaş, hatayı herkesin yapabiliceğini aldırmıyor pek hatalarına, eskisi kadar kasmıyor kendini, kasılırken kendini bulmamaya özen gösteriyor. tüylü-müylü ortalıkda efsane olmuş anka kuşu değil ya! doğmuyor küllerinden, yandığı yerden! dertlerini, sıkıntılarını içine, kendini ileriye fırlatan bir güce düşündürmesi için, içindeki pervaneye atıyor. küllerinden doğmak misal ama pokemon olmadan!